Aynı odada oturmanın paylaşmak olduğunu sanan insanlardı onlar, ya da en azından biri. Gazete, hesap makinası, kumanda aleti, oje, şiir kitabı, kağıt, kalem, çamaşır ipi, mandallar değişen aksesuarlarıydı ikisinin de. Pardon, ojeyle şiir kitabı yalnız birinin. Biri televizyona bakıyordu kâh uyuklayarak, kâh yemek yiyerek. Öbürü televizyona bakıyordu, diğerinin tam arkasında, onun elektriğini almaya çalışarak, baktığını algılamayarak.
Biri kadındı, diğeri erkek. Biri yapmak istediğini seviyordu, diğeri sevmeyi seviyordu. Yıllardır birlikte yaşıyorlardı. Aynı evde, aynı odada, aynı yatakta. Aynı duyguları paylaştıklarını sanarak evlenmişlerdi. Ülküleri nispeten aynı, eğitimleri oldukça aynı, aileleri oldukça farklı.
Ara ara aynı işleri yaptılar, başka görüş açılarından bakarak. Ara ara aynı filmi seyrettiler, başka başka şeyler alarak. Aynı arkadaşları sevdiler genelde. Aynı şeyleri istediler genelde. Ulaşmak için kullandıkları yolun ayrı olduğunu anlamaları uzun sürdü. Birbirlerini seviyorlardı, hem de oldukça çok..., ama anlaşamıyorlardı. Anlaşamadan da severiz, yaşarız dedi kadın. Erkek bunu düşünmedi bile. Birbirlerini çok beğeniyorlardı, birbirlerine imreniyorlardı, hatta bir anlamda saygı duyuyorlardı.
Önce pek aldırmadılarsa da, sonradan birbirlerini kırmamaya çalışmaya başladılar, ellerinden geldiğince. Birbirlerine tanıdıkları özgürlükler, ya da kendilerine tanıdıkları özgürlükler arttı yavaş yavaş. Özgürlüklerinin artmasının bir yandan ‘ben’lerine kavuşmak iken, diğer yandan birbirlerinden kopuş olduğunu ya anlamadılar, ya anlamak istemediler. Kopmuşken birlikte olabilmenin en ilkel yolu kaldı ellerinde: Seks, yatak, sevişmek. Seviştiler, bazan 3 gün üst üste, bazan 3 hafta sonra.
Haksızlık yapmayalım, bayağı çabaladılar birlikteliklerini birlikte götürmeye. Hatta ilk senelerde çok uyumlu olduklarına inanmışlardı bile. Olmadı. ****Kadın kadındı, erkek erkek. Kitaplar okudu kadın, çareler aradı. Erkek de uğraştı, anlamaya çalıştı, hatta inanır mısınız bilmem ama, göz ardı etti bir sürü doğrularını. Olmadı, olamadı. İkisi de severdi Özdemir Erdoğan’ı: “Sevgi anlaşmak değildir Nedensiz de sevilir, Bazan küçük bir an için Ömür bile verilir.” Sevgimiz yetsin bize dediler, seksimiz yetsin bize dediler.
Kadın sevmeye devam etti, ağladı. Nedenini bulmaya çalışmaktan vaz geçti. Adam zaten aramıyordu, yetiniyordu. Nedensiz sevmenin sırrına eriştiler. Hâlâ seviyorlar birbirlerini, biri orada, biri burada.
Kadın ağladı, adam bağırdı. Kadın sorguladı, adam aldırmadı. Kadın kapandı, adam yaşadı. Kadın açıldı, adam yaşadı. Kadın anlamaya çalıştı, adam zaten hiç anlamadı. Olmadı, olamadı.
Biri kadındı, biri erkek. Kadın odaları ayırdı.
Hikaye burada bitmedi. İçinden onlarca hikayeler çıkararak yaşanıyor. Sevgi bâki kaldıkça da yaşanacak...
Meraklısı anlar nasıl olsa.
|