Gözlerimi Kapatıyorum. Güneşi hissediyorum...
Giderek daha çok, giderek daha sıcak. Göğsüm ısınıyor, omuzlarım, kollarım, göbeğim, dizlerim, en çok da göz kapaklarım.
Sarhoşluk gibi bir şey bu. Güneşle çakır keyif olmuşum, dünya etrafımda dönüyor. Giderek uyku bastırıyor...
Ben nerede bitiyorum, güneş nerede başlıyor bilemiyorum. Ben “güneş” oluyorum. Işıl ışıl, sıcacık, enerji dolu...
Lazın fıkrası geliyor aklıma: Hani iddiaya girmişler, ‘güneşe gidersin de gidemezsin’ diye... “Gidemezsin -demişler-, çok sıcak” . Laz da cevap vermiş: “Ben gece gideceğum daaa!”. Hafifçe gülümsüyorum. Her zamanki gibi kahkahalarla gülecek olsam güneşimi, ‘güneşliğimi’ yitireceğim.
Kedi gibi geriniyor, tembel tembel sağa dönüyorum. Tarlaları okşuyorum, suları yalıyorum, evlerin camlarından odaları öpüyorum güneş güneş. Düş mü görüyorum ne?...
Altta kalan sağ yanım gecenin serinliğini haykırıyor bedenime. “Yavaş ol, diyorum, sıranı bekle. Sen gündüzken, ısınırken, geceydi sol yanım, üşüyordu.”... Ama umursamamazlık edemiyorum sağ yanımı. Bu ‘gün’ benim değil mi, istersem kısaltırım gönlümce...
Önce biraz sırtımı gün eyleyip, soluma dönüyorum yavaşça. Kulağım yanıyor, var oluşumu hissediyorum. Közdeki patlıcanlar geliyor aklıma. Yavaş yavaş çevireceksin, her yanı eşit oranda gelmeli ateşe. Dışı kızardıkça içi yumuşar... İçimin yumuşadığını hissediyorum. Biraz yanıp, eşit miktarda kızarsam her yanımdan, dışımdaki kabuğu sıyırıp, içimin yumuşaklığını koyacağım ortaya.
Sıyıracağım kabuğumu, yıllar yılı örselenmiş, delinmiş, lekelenmiş kabuğumu. ........................ Sıcaklık yavaş yavaş azalıyor. Akşam mı oldu? Bulutlar mı geldi? Tüp bitmiş gibi kalakaldım ortada. .........................
Ertesi gün bütün vücudum soyuldu !
|